A.K. Müzik Yapım

EOF: Çağ Dışı Bağıran

EOF: Çağ Dışı Bağıran
İdil Biret (piyano)


Bu albümde eseri bulunan besteciler:
Ertuğrul Oğuz Fırat



Bu albümü opus3a.com'dan satın alabilirsiniz:
EOF: Çağ Dışı Bağıran




Bookmark and Share
Barkod: 8698540813055 Katalog No: AK1305-2
Firma: A.K. Müzik Tarih: 2013
Tür: Klasik Müzik Format / Adet: CD / 1 Adet
  Albüm Hakkında

PİYANO İÇİN ALTI BÖLÜM, Op. 86

Yapıt, üstün değerli piyanoçalarımız İdil Biret’in ilk kez seslendirmesi umuduyla yazılmış, Sayın İdil Biret’e sunulanmıştır.
Yapıtın seslendirilmesinde, aşağıda belirtilen noktaların açıklıkla göz önünde bulundurulmasının yararlı olabileceği düşünülmüştür:
Yapıtın tümü (altı bölüm) tınaşsal, dizisel-ezgisel ögelerin çok yerde benzerliği bakımından bütünlük gösterir. Biçim olarak altı bölümlü bir ardış (suite) veya benzer konuların (tema) geliştirilmesi bakımından sonat olarak görülebilir. Yine de eski biçimlerin hiçbirine kesin uyumluluğunun bulunmadığı göz ardı edilmemelidir.
Bölümlerin başında bir ad veya bir yırdan/şiirden alıntı bulunmaktadır:

I. Bölüm: “Karadenizli Esrik Gemici”
Karadeniz yöresi türküsü olan Heyamola Yalessa’nın ezgisi ana konu (tema) yapılmıştır. Bölümler içinde, bir halk ezgisinden yararlanılmış tek bölümdür.
Bölümün başlığı Heyamola Yalessa, bir Karadeniz türküsünden alınmıştır. Söz konusu türkü ezgisiyle bölümün omurgası niteliğindedir. “Heyamola” sözcüğü Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde şu açıklamayla verilmiştir: “Gemicilerin veya işçilerin birlikte bir şey çekerken haydi çek, gayret anlamlarında bir ağızdan yüksek sesle ve makamla söyledikleri söz.”
Sayın Muzaffer Sarısözen’in Halk Türküleri Derlemesi kitapçığında türkünün adının “Eyyam olsa yel esse” anlamına geldiği belirtilmiştir. Buradaki “eyyam” sözcüğü halk dilinde doğu illerimizde “eyem” sözcüğüne dönüşmüş ve hava durumu anlamına kullanılır olmuştur. Türk Dil Kurumu’nun sözlüğünde ise “eski günler, yumuşak hava, iyi, vakit, zaman, günler, gündüzler” anlamını taşır olduğu gösterilmiştir.
Bölümün en yakın anlatımı yine bir Karadeniz türküsünde bulunmaktadır:
“Denizin ortasında
Mum yanar sofrasında”
Yiyip içerek esrik duruma gelmiş denizci, usundan bir süre önce yitirmiş olduğu eşiyle olan ilişkisini geçirmektedir. Henüz evlenmeden önce evliliğe gidecek yolun başında kaçmasını görüp önlemek bakımından önden yürüttüğü gelin olacak kızı izlerken türküde söylendiği gibi “doğru yürü a gelin, bayıldım aman aman” sözlerini, kırıtarak yürüyen gelin olacak kıza karşı içinden söylediğini, ama yıllar sonra evlendiği kızın sırtında çalı çırpı, sırtı iki büklüm, kendisi önden yürürken onun arkasından geldiğini görüp düşlediği sırada, denize atmış olduğu oltasının misinasının çekildiğini duyar, kocaman bir balığın koparamadığı misinayı ağzı ile çekerek kayığı uzak karanlıklara doğru götürdüğünü sezer.

II. Bölüm: “Akrep Düğünü”
“Billur çanlar çalıyor uzakta
Fışkıran kır çiçekleri arasındaki arı gibi”
(Odisseus Elitis’in Arnavutluk Cephesinde Ölen Teğmene Ağıt’ından, 13, 1-2)

Bölümde erkek ve dişi akrep “pedipalp” olarak adlandırılan ön bacaklarının kıskaçlarını birbirine kenetleyerek, bir sağa bir sola salınarak kırınırlar. Erkek akrep, fırsatını bulduğunda dişi akrebin üstüne çıkarak çiftleşme işini gerçekleştirir. Ancak; çiftleşme sona erer ermez erkek akrebin kaçması gereklidir. Çünkü dişi akrep üstündeki yükü atmak ve onu yemek için zehirli kuyruğuyla erkek akrebi anında öldürebilir. Bölümde, erkek ve dişi akrebin sağa sola salınarak kırınları verildiği gibi dişi akreplerin düşmanını veya üzerindeki yükü atmak için kullanacağı zehirli kuyruğunu havada sallaması tınaşla belirtilmiştir.

III. Bölüm: “Rüzgar ve Gül”
Wolfgang Borchert’in Fener, Gece ve Yıldızlar – Hamburg Üzerine Şiirler’inden bir şiirin başlığı

Bu bölümü E. O. Fırat’ın aşağıya aldığımız dizeleri ile de anlamlaştırabiliriz:
Güller Üzerine başlıklı şiirinden:
“Gül sevi
Mut üzre acılarla doğan
Bir çağ toplar minik anılarla
Her’in içine dolmuş özsu
İç parıltısı mı geleceğin
Katlanmış buyurganlığıca tomurcuğun
Avuçta ezilen mendilde yaş
İçin kırışık çizimleridir
Anlamak da mutluluk kadar güldür
Geçmiş acıları erginlikle bağıran
Sevi güle koyulmuş öpüş
Çok eski acılardan geçmiş
Bir gülüş gibi gülün sesi”

Yine E. O. Fırat’ın bu konuya yakın duran şu dizelerini de okumak açıklama sayılabilir:
“Aramızda bişey yok
Bişey yok ki aramızda
Gözler şenlik, içi bayram
Nasıl utku esini yükselirse
Çocuğun resimli kitaplarından
Hani “Oku” diyordu ya Melek
“Okumak bilmem” diyeni bilgece hırpalarken
Sevi kitaplığından eline geçmiş bir cilt
Sayfaları çevirirsin durmadan
Hani “Bensiz gitme oraya” demişti bir ihvan
İki gül görürsün gonca, açtı açacak
Bir sam eser de aralarından
Sallanır başları, belki öpüşür
Neredeyse dokunacak
Geçip giden; sonsuzluk dersem
Tanrı değil diyebilir misin?”

IV. Bölüm: “Bilinmeyenin Sınırında”
“Duyuyor musun Yeni’yi usta?
Sesi nasıl uğultulu titrek”
(R. M. Rilke’nin Orpheus’a Soneler’inden, 1,18)

Yapıtın en ağır çalınması gereken bu bölümünde yeninin uğultulu şaşkınlığı ile birlikte, doğumun ölümü de birlikte koşullaması bakımından, parlak doğa görünüşü altında ölümün acılığının birlikte bulunduğu anlatılmak istenmiştir. Bağdar bu bölümü görevli olarak bulunduğu Reyhanlı’daki Yenişehir Gölü’nün çevresinde yetişmiş büyük söğüt ağaçları üstüne yuva yapmış yüzlerce kuşun yavrulama döneminde yuvadan atılan veya çırpınma sırasında düşen yavrucuklarının göl içinde onların düşmesini bekleyen balıkların bir anda yemi olması durumunu gözeterek yazmıştır.

V. Bölüm: “Barbarları Beklerken” (Allegro Barbaro)
Konstantinos Kavafis’in Barbarları Beklerken başlıklı yırı üzerine

Günlerini barbarların gelmelerini ve onları nasıl öldüreceklerini düşleyip duran bir topluluğun boğuşmaya en hazır durumda olduklarını sandıkları bir sırada bekledikleri barbarların gelmeyeceklerini öğrenmeleri karşısında uğradıkları düş yıkımını anlatan Kavafis’in şiiri kişiye sordurttuğu şu tümceyle anlamını bulmaktadır: “Barbarlarsız biz ne yaparız şimdi?”

VI. Bölüm: “Delana’nın Ağıtı”
E. O. Fırat’ın Seviçıra adlı yapıtında; Öykü 7’de Cambot Masalı’nda geçen “Ağıt”a ilişkin

Bu bölümde Ertuğrul Oğuz Fırat’ın Seviçıra adlı yapıtının son bölümünde Öykü 7’de Cambot Masalı’nda yer alan Delana adlı yaşı geçkinleşmeye başlamış bir kadınla, cinsellikten yoksun koruduğu bir delikanlının ölmesi üzerine söylediği çok uzun bir ağıt konu yapılmıştır. Ağıtın özelliğini gösterebilmek bakımından Delana’nın sözlerinden birazını aktarıyoruz:
“Yüzün olmuş güz sarısı
Tüğmenin yara, alnın horata
Oyrundan gitmiş mızık
Irığın kan mı olacaktı
İltesi olupdurur günün
Şimdi gözlerin kapanmış pencere
Yağmur da yok, ilikmen de
Ben nasıl göreceğim
Çiçeğim yok, otum yok, otağım yok
Havaza kuşlarcana düşerim
Daha şimdiden seni özledim
Bundan böyle ben ne ederim
Ne ederim sensizlikte
Can haşat olmuş
Hatal düşerim.”
Bölümlerin adlarının bulunması konuyla sınırlanmış anlatıcı bir küğü amaçlamaktan çok, her bölümde esinin hangi kaynaklardan beslenmiş olduğunu göstermek isteğini taşır. Yine de, bu yapıtı oluşturan küğün anlatımcı yanının baskın geldiğini belirtmek gerekir. Dinleyici bölümlerin öyküsünü bilmiyorsa veya öykü ile dinlediği küğü bağdaştıramıyorsa dinlediğinin yeterince anlatıcı olamadığı düşüncesine ulaşabilir. İşitilecek örgelerin birbirini açıklaması ve tamamlaması bakımından dinleme durumunda, dinleyicinin yapıtı kendi kuracağı bir öyküye göre duyumsaması veya bağdarın ortaya koyduğu öyküye yaklaşım sağlayabilmesi için, bu diskte bağdama sırasına göre dizilenmiş bölümlerin sıralanmasını değiştirme yararlı olabilecektir. Anlatımı daha etkin duyabilmek bakımından 6-2-4-1-5-3 sırasına göre dinlemenin yerinde olacağını önerebilirim.


FERENC LİSZT’İ ANIŞ, Op. 77
Piyano ve Ayrıntı Gereçler için

Bu diskte seslendirilmiş ikinci yapıt Ertuğrul Oğuz Fırat’ın Op. 77 sayısını taşıyan Ferenc Liszt’i Anış-Öngörülü ama Erinçsiz bir İnsan için Yakarış- adlı, Liszt’in yüzüncü ölüm yıldönümünde onu anmak için 1986 yılında yazılmış olan yapıtıtır. Liszt’i anmak için onu 19. yüzyıl küğ anlayışından uzaklaştırıp 20. yüzyılın dengeserlik dışı küğ anlayışına yaklaştıran küğsel oluşumun önemini ve bu yönelişte gözden kaçırılmaması gereken yeni teknik yönelişleri açıklıkla sergileyen yeni bir yapılaşmaya götüren bir yapıt ortaya koymak gerekiyordu.
Liszt’i anmak için ortaya konacak bir yapıtta, onun 19. yüzyıl boyunca yarattığı yapıtlar (küğü yeni bir biçeme ve tekniğe ulaştıran, dengeserliğin dışına doğru yönelmeyi kesinleyen “tüm dengeserlikler” kuramına uygun olarak yaptıkları) anımsatılmadan geçilemezdi. Bu nedenle Liszt’in özgün yapıtlarında sıkça görülen dört sesten oluşan iki küçük üçlü aralığın üst üste bindirildiği tınaşlar ve bu tınaşların iki ayrı üç tam ses/tritonu içlerinde bulundurmasının gösterilmesi gerekiyordu.
19. yüzyılın ikinci yarısında en önemli yapıtlarını vermiş olan ve 20. yüzyıl küğünün öncü hazırlayıcısı durumunda bulunan Liszt’i kötüleyen 19. yüzyılın ünlü gerici eleştirmeni Hanslick’i anmamak eksik olurdu. Hanslick, Liszt’in büyük mi bemolden Birinci Piyano Konçertosu için yermek ve alay etmek amacıyla “Üçgen/Triangle Konçertosu” deyimini kullanmıştı.
Yapıtta kullanılan üçgen vuruşları Hanslick’in yukarıda belirttiğimiz yergisini anımsatmak içindir. Ama bu aynı zamanda öteki ayrıntı gereçlerle birlikte kullanılması bakımından Liszt’in ilericiliğini, yenileyiciliğini göstermek içindir. Hanslick, 19. yüzyılda ortaya çıkan piyano konçertolarının içinde en ileri, en özgün birkaç piyano konçertosundan birisi olan Liszt’in Birinci Piyano Konçertosu’na saldırırken geleceği yok edebilecek gücü bulunduğunu var sayıyor olmalıydı.
Op. 77 ilk kez Macar piyanoçalar Sayın Jolan Jaroca tarafından 1986 yılında TRT Ankara Stüdyosu’nda seslendirilerek, kaydı yapılmıştır. Bu seslendirmede ayrıntı gereçlerin hiçbiri kullanılamadan yalnız piyano partisinin çalınmasıyla yetinilmiştir. Yine bu yapıt 2006 yılında 1 Şubat gününde Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde piyanoçalar Sayın Mehmet Okonşar tarafından seslendirilmiştir. 13 Aralık 2007 tarihinde yine Sayın Mehmet Okonşar tarafından, MİAM (Müzik İleri Araştırmaları Merkezi)’ca çağdaş küğe yaptığı katkılardan ötürü o yılın seçilmiş bağdarı olarak ödüllendirilen Ertuğrul Oğuz Fırat için düzenlenen ödül töreninde seslendirilmiştir.
Bu diskte dinleyeceğiniz Sayın İdil Biret’in gerçekleştirdiği seslendirme, Op. 77’nin dördüncü seslendirilmesidir. Kaydına 2011 yılında başlanmış 2012 yılı içinde tamamlanmıştır.
Sayın İdil Biret’in kendisi tarafından seslendirilecek yapıtlar içine benim iki yapıtımı almış olmasından ötürü şükranlarımı sunmayı bir borç bilirim.
Ertuğrul Oğuz Fırat

  Eserler
Ertuğrul Oğuz Fırat
1 Ferenc Liszt'i Anış, op.77 16:12
Piyano için Altı Bölüm, op.86
2 I. Karadenizli Esrik Gemici 06:28
3 II. Akrep Düğünü 07:26
4 III. Rüzgâr ve Gül 03:46
5 IV. Bilinmeyenin Sınırında 07:37
6 V. Barbarları Beklerken (Allegro Barbaro) 07:40
7 VI. Delana’nın Ağıtı 18:05
  Dinleme Örnekleri
  Katkılar
piyano : İdil Biret
Feedburner E-Bülten
Feedburner e-bülten listemize abone olun, yeni albüm ve haberleri ilk siz öğrenin.
E-Posta:
Önemli!
  • Lütfen açılan pencereye onay kodunu yazınız.
  • Üyelik e-posta onayı gerektirmektedir. Üyeliğinizin aktif olabilmesi için e-postanıza gönderilen onay linkini tıklamayı unutmayınız.
  • En Çok Satanlar
      In Concert (w/Zubin Mehta) In Concert (w/Zubin Mehta)
    Güher & Süher Pekinel
      Dream A Little Dream Dream A Little Dream
    Pink MartiniThe Von Trapps
      Beethoven: Piano Con. No.3, Piano Son. Nos.32-14 Beethoven: Piano Con. No.3, Piano Son. Nos.32-14
    Fazıl Say
      The Collection The Collection
    Katie Melua
      Bizim Adalar Bizim Adalar
    Nedim HazarVassiliki Papageorgiou
      Get Happy Get Happy
    Pink Martini
      Bir Parça Ay Biraz Kuş Bir Parça Ay Biraz Kuş
    Çağıl Kaya
      Sayat-Nova: Songs of my Ancestors Sayat-Nova: Songs of my Ancestors
    Armen Donelian
      Bizim Adalar (Film) Bizim Adalar (Film)
    Nedim Hazar
      Piece by Piece - Special Bonus Edition Piece by Piece - Special Bonus Edition
    Katie Melua
    A.K. Müzik © 2005 - 2011
    Bu sayfa 62,5 milisaniye'de üretildi.